HİTİT BAĞLAMASI
Bengi Bağlama Üçlüsü: Hitit Çalgıları ve Bağlama
HİTİT BAĞLAMASI
Telli Çalgılar sınıfında yer alır. Hitit bağlamaları, Anadolu’da daha önce görülen arp ve lir den sonra ortaya çıkmalarına karşın giderek çok daha fazla ilgi görmüştür. Bunun gerekçesi olarak, bağlamanın her bir telinin, her telinden yalnızca bir ses elde edilebilen arp ya da lir’e göre çok daha fazla ses elde edebilmeyi sağlayabilmesi ve böylece müzikal olarak çok daha olumlu çözümler üretebilmiş olduğu söyleyebiliriz.
Bağlamalar Hitit çağında Anadolu’da oldukça yaygınlaştır. Hitit dini metinlerinde bağlama eşliğinde şarkılar söylenmekte, dans edilmekte ve törenlerdeki kült uygulamaları yerine getirilmekteydi. Geç Hitit ve Urartu çağında da varlıklarını sürdüren bağlamalar, dini törenlerin yanı sıra, günlük eğlencelerin de değişmeyen çalgısı olmuştur. Bu çalgının kullanımı daha sonraları bir süre azalsa da giderek geleneksel değerler arasındaki yerini alarak Anadolu’nun her döneminde sevilerek kullanılmış ve süreç içinde en temel çalgısı haline dönüşmüş, günümüzde de bu özelliğini korumaya devam etmiştir.
Anadolu’da bağlama tasvirlerinin en eski örneği Samsat’ta boyalı bir vazo parçası üzerinde yer almaktadır. Eski Hitit Dönemine ait mühürlerde de “bağlama” tasvirleri görülmektedir.
Hitit bağlamasına ait başta kabartmalı ve boyalı vazolar olmak üzere çok çeşitli objede görülen örneklerinde iki farklı yapı belirlenmektedir. Bunlardan ilki hemen bütün materyallerde görülen küçük yuvarlak ya da elips bir gövde ve ince-uzun bir saptan oluşmuş olanıdır. Diğeri ise Alacahöyük kabartmasında görülen gövdesi ortadan boğumlu biçimde ve diğerlerine göre daha kısa saplı olandır. Ayrıca bu bağlamanın gövdesinde tellerin alt ve üstünde beşer delik (ses delikleri) yer almakta ve sapında perde şeklinde çizgiler görülmektedir. Bağlamanın bu türü bu yapısıyla Anadolu geleneksel çalgılarından “tar”a benzemektedir. Ayrıca bu boğumlu gövde, Anadolu köylerinde çalınan diğer geleneksel çalgılardan kabak kemanenin gövdesine de benzemektedir. Bu çalgının gövdesi doğal bir materyalden (kabak) olabileceği gibi ağaçtan oyularak da üretilmiş olabilir. Ses tahtasının ise büyük olasılıkla deriden yapılmış olabileceğini söyleyebiliriz.
Eski Hitit dönemine ait vazoların dışında, gliptik (mühürcülük) sanatında da bağlama çalan müzisyenlere rastlanmaktadır. Boğazköy’de ele geçen bir silindir mühür baskısında tasvir edilen bir dansçı, “bağlama” çalan müzisyene eşlik etmektedir. Boğazköy mühründe rastlanan bağlama tasviri, kabartmalı vazolardaki (İnandık, Hüseyindede vb.) örneklere göre biraz daha geç bir evreye aittir.
Bu örneklere ve Anadolu’nun geleneksel yapısına bakarak bir değerlendirme yapacak olursak Hitit bağlamasının sapının ağaçtan ve gövdesinin ağaç ya da kabaktan yapılmış olabileceğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan duvar resimlerini incelediğimizde Hitit bağlamasının saplarında bir püskül yer aldığını görmekteyiz. Bu uygulama günümüzde de tıpkı binlerce yıl öncesinde olduğu gibi Anadolu bağlamalarında kullanılmaktadır. Bağlamaların bu en belirgin süsünün binlerce yıllık bir süreç içinden günümüze kadar geliyor olması şaşırtıcıdır.
Kaynak: Müzikolog Oğuz Elbaş